Eczacı Elif Bölükbaş, yardımcı eczacılık yaparken bir yandan da kurucusu olduğu Kan Akademi vesilesiyle kan bağışını toplum kültürünün bir parçası haline getirmeye çalışıyor.
Sizi eczacı olmaya teşvik eden neydi? Eczacılık eğitimi almak neler değiştirdi?
İstanbul’da üniversite okumayı çok istiyordum. Sağlıkla ilgili bir fakülte olmasını istemiştim. Eczanelerin “Size en yakın sağlık danışanınız” ifadesi beni her gördüğümde mutlu ediyordu. Böylece Eczacılık Fakültesi’ni seçtim. Gerçekten zor ve disiplinli bir eğitim aldım. Bunu tahmin etmiyordum doğrusu. Alacağımız laboratuvar eğitimlerinden önce dahi buna layık olduğumuzu gösteren bir sınavı geçmemiz gerekiyordu. Bir hocamın şu tavsiyesine çok önem veririm: “Bilmediğiniz bir konuda ‘Bilmiyorum’ cevabını vermelisiniz, yanlış bilgi verme lüksünüz yok.” Şu an çok fazla bilgi kirliliği var. Birçok hasta internetten aldığı bilgileri bize doğrulatmak istiyor. Örneğin, yaşı ilerlemiş bir hastamıza muadil ilacı anlattığım zaman kabul edip ilacı kullanıyor ancak ne yazık ki işe yaramadığını düşünüyor. Başka bir hastamız da özel bir şampuan arıyor, 4. eczane olarak bize geliyor ve kendisine muadil bir ürün önerdiğim zaman ilk üç eczanenin bunu neden yapmadığını sorguluyor. Tabii ben yeni eczacı sayılırım, hastaya yeni yeni temas etmeye başladım. Eczanede hastalara verdiğimiz ürünler hakkında her gün yeni bir makale okumaya gayret ediyorum. Bilgiye aç bir kişiliğim var.

2022’de mezun olduktan sonra hemen yardımcı eczacılığa mı başladınız?
Mezun olduktan sonra birkaç aylığına bir start-up şirkette çalışmaya başladım. Daha sonra yardımcı eczacılığa geçiş yaptım.
Sizi Kan Akademi’yi kurmaya iten yolculuktan bahseder misiniz?
Her şey gönüllü işlere olan bağlılığımla başladı. Okul programımı dahi gönüllülük faaliyetlerine göre ayarlardım. Dedemi uzun süren bir hastalık (kan kanseri) süreci sonrasında kaybedince, cenaze evinde kendisine kan veren kişileri gördüm. Bu da beni şükretmek kavramının eylem kısmını düşünmeye itti. Dedem için kan aramama gerek kalmadı fakat buna ihtiyacı olan başka insanlara yardım etmeye karar verdim. Öncelikle sosyal medyada gördüğüm paylaşımları aktarmaya başladım. Fakat bu beni tatmin etmedi, çünkü sonucu göremiyordum. Sonrasında bu arayıştaki ailelerle görüşmeye başladım. Bir yıl boyunca devam eden bu süreç beni ve fikirlerimi olgunlaştırdı. Kan Akademi böyle doğdu. Birçok farklı konuyla ilgileniyoruz. Örneğin bugün iklim krizi için birçok markanın projesi varken bu sorun için herhangi bir çalışma yok. Hamileliğin son evresinde kansızlık yaşayıp takviyeye ihtiyaç olduğunu hiç duydunuz mu? Bu konunun biraz üzerine gitmek, araştırma yapıp video çekmek, farkındalık yaratmak istedik, zira bu herhangi bir araştırma olmadığını gördük. Bir kedi ve köpek için kan ararken hayvanlar için kan bağışı merkezi açıldığını öğrendik. Bu çok sevindirici bir gelişme. Çünkü hayvanlar için de önemli bir sorun bu. Kan Akademi’nin değer cümlesi şöyle: Damarlarında kan akan herkesin projesi. Çünkü hepimizin her an ihtiyacı olabilir.
Kan Akademi Türkiye’ye kanser tedavisi için gelen yabancı hastalara da yardım ediyor, değil mi?
Evet. Fark ettim ki, Türkiye’ye estetik operasyonlar için gelenlerin yanında pek göz önünde olmasalar da kanser tedavisi için de birçok hasta ülkemizi tercih ediyor. Bunlar arasında 10 yaşındaki Ivan’ın hikâyesi bende derin bir iz bıraktı. Granülosit bağışı denen bir kan bağışı çeşidi var. Ivan için de granülosit bağışı yapılması gerekiyordu. Zor bir süreç oldu. Ne yazık ki Ivan’ı kaybettik.
“Sosyalleşirken kendi aramızda birçok konu konuşuyoruz, fakat sormamız gereken en önemli sorulardan biri atlıyoruz: ‘Kan grubun nedir?'”
Granülosit bağışlamak için ne yapmak gerekiyor?
Sizden test kanı alınıyor ve 4 saatlik bir test yapılıyor. Alt tipleriniz uygunsa ve damarlarınız çok kalınsa onay veriliyor. Sağlıklı bir bireyin granülosit birimleri sabit oluyor. Hastalanırsanız artıyor. Artırmak için koldan bir ilaç veriliyor. Düz ayak aşı adı denilen bu ilaçtan 12 saat sonra granülosit hücreleri artıyor.
Uzun süreler alan, bu zahmetli operasyona kişileri razı etmek kolay olmuyordur…
Ivan, bu kanı üç gün alamadı. Ivan nadir bulunan bir kan grubuna sahipti. Birini bulduğumuzda da bu kişi uzak bir yerde olabiliyordu veya koldan alınacak ilacı kabul etmiyordu.
Peki kan bağışını bir kültür haline getirmek mümkün mü?
Kan Akademi’nin en büyük amaçlarından biri de bu. Kendi kan kardeşlerimizi bulmamız da önemli. Bunu bir kültür haline getirmek için farklı yollar izlenebilir. Sosyalleşirken kendi aramızda birçok konu konuşuyoruz, fakat sormamız gereken en önemli sorulardan biri atlıyoruz: “Kan grubun nedir?” Bir çifte evlilik hediyesi olarak kan bağışlanabilir mesela. Davetlilerin kan verdiği bir düğünde veya nikah salonunda yüzlerce ünite bağış toplanabilir. En büyük hayallerimden biri herkesin granülosit bağışının ne olduğunu öğrenmesi. Eczanelerin ileride kan bağışı için danışmanlık vermesi de çok iyi olurdu.
Belki de yerel yönetimlerin dahil olup proje ölçeğini büyütmesiyle hayata geçebilir…
Granülosit bağışıyla Kızılay ilgilenmiyor. Bu bağış türü başlı başına bir projeye konu olacak kadar büyük ve önemli. Vasiyetime “Cenazeme gelmek yerine kan bağışlayın” diye yazdım. Gelecekte ne olacağı belirsiz, belki de 60 yaşına geldiğimde arkadaşlarımın kronik rahatsızlığı olacak ve kan vermeleri mümkün olmayacak. Ölümüm halinde dahi insanları kan bağışlamaya sevk etmek istiyorum.
“Yardımcı eczacılık sürecinde her gün yeni şeyler öğreniyorum. ‘Bildiklerinizin öğretmeni, bilmediklerinizin de öğrencisisiniz’ sözünü severim. Eczane tam olarak bunu sağlıyor.“
Sizin için sırada ne var?
Halk sağlığı alanında yüksek lisans yapmak istiyorum. Kan bağışının ötesinde reçete bilgisinden ilaç kullanımına kadar çok fazla halk sağlığı sorunu var. Yardımcı eczacılık sürecinde her gün yeni şeyler öğreniyorum. “Bildiklerinizin öğretmeni, bilmediklerinizin de öğrencisisiniz” sözünü severim. Eczane tam olarak bunu sağlıyor. Her hastada yeni bir şeyler öğreniyoruz. Okuduğum bir rapor, 2023 sonrasında arz fazlası 9000 eczacının olacağından bahsediyordu. Oldukça yüksek bir sayı bu. Şanlıurfa Ecza Odası’nın eczacıların istihdamına yönelik projesinde 1. oldum. Hastanelerde eczacılar var, ama çocuk esirgeme kurumlarında, huzurevlerinde, ceza infaz kurumlarında kişilerin eczaneye ulaşımı yok maalesef. Bu kurumlarda eczacı istihdamı sağlanmasına yönelik bir projeydi. Kan bağışı müzesi açmak da hayallerim arasında. Müzede bir laboratuvar olacak, böylece herkes kan grubunu öğrenmek gibi basit testleri yaptırabilir, iğne korkusu olan kişilere destek olmayı özellikle isterim. Tüm bunların ortak amacı da herkesi kan bağışı yapmaya yönlendirmek.

