Konuk yazarımız Dr. Ecz. Gamze Yüksel, güneşten korunma hakkında her sorunun cevabını bulabileceğiniz, beş bölümlük bir yazı dizisi kaleme aldı.
Güneş ışınları neden zararlıdır?
UVB, daha kısa dalga boyuna sahip, güneş yanıklarından ve çoğu cilt kanserinden sorumlu ışındır. UVB-Bronzing olarak aratabilirsiniz. UVA ise daha uzun dalga boyuyla cilt yüzeyinden ziyade cilt hücrelerine ulaşarak, DNA hasarına ve foto-yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin üretilmesine sebep olur. Sonuçta direkt DNA hasarı oluşur ya da serbest oksijen radikallerinin hücrelere saldırmasıyla hücrelerde değişimler yaşanır ve kanser süreci başlayabilir. UVA’nın zararlarını da UVA-Aging olarak aratabilirsiniz.
Öncelikle “Güneşten neden korunmak zorundayız?” sorusunu cevaplayalım. Güneş, cilt kanseri ve foto-yaşlanmaya neden olan iki tür UV ışını yayar: UVA ve UVB.
Foto-yaşlanma, ciltte erken kırışıklıklar, mat / donuk cilt görünümü ve hiperpigmentasyon oluşumunu anlatan bir terimdir. Cildimizdeki kolajen, hyalüronik asit ve seramid gibi kritik maddelerin daha hızlı yıkılması ile melanin pigmentinin aşırı üretimi, foto-yaşlanmaya sebep olur. Melanin pigmentinin aşırı üretimi de UVA ışınlarının sebep olduğu cilt hücrelerinin DNA hasarına ve oksidan madde üretimine bağlıdır.

Güneşten nasıl korunuruz?
Güneşten koruyucu ürünler, güneş filtresi olarak görev yapan kimyasalların nemlendirici bir baz içinde sprey, jel, krem veya solüsyon şeklinde formüle edilmesiyle üretilir. Bu ürünlerin içinde güneş filtrelerine ek olarak, güneş ışınlarının ürettiği oksidan maddelere karşı koruyucu etki gösterdikleri çalışmalarla gösterilmiş C vitamini, ferulik asit, E vitamini gibi antioksidan içerikleri görebiliriz. Genel bilgilerden sonra filtrelere odaklanacağım.
a- Güneş koruyucu ürünlerde etiket bilgileri
Etikette “geniş spektrum” (broad spectrum) ibaresini gördüğünüzde, elinize aldığınız güneş koruyucunun hem UVA hem UVB ışınlarına karşı koruması olduğunu anlayabilirsiniz. Tüm güneş kremleri geniş spektrumlu değildir, bu nedenle etikette bu ibareyi aramak önemlidir. Hatta bazı ülkelerde, geniş spektrumlu olmayan ya da SPF değeri 15 ve altı olan ürünlerde, “Bu ürün cilt kanserini veya erken cilt yaşlanmasını değil, yalnızca güneş yanığını önlemeye yardımcıdır.” ibaresi bulunması zorunlu tutuluyor.
b- SPF (Sun Protection Factor)
SPF (Sun Protection Factor), sadece UVB ışınlarına karşı ürünün koruyucu kuvvetini belirtir. Başka bir deyişle, ürünün güneş yanığına karşı koruma seviyesini gösterir. Peki SPF değerlerinin aslında ne anlama geldiğini biliyor muyuz?
SPF yani güneş koruma faktörü yanındaki sayı, güneş kreminin cildimizi güneş yanığına karşı ne kadar iyi koruduğunu gösterir. Bu değere ulaşmak için, güneş kremi uygulanmış cildin kızarmaya başlama süresiyle güneş kremi olmadan kızarmaya başlama süresi tespit edilir. Bu değeri belirlemek için, cildin güneş görmeyen bir bölgesine güneş kremi uygulanır ve bu bölge UV lambaları ile güneş ışığı simülasyonuna maruz bırakılır. Güneş kremi uygulanmamış cilt bölgesine kıyasla, güneş kremli bölgede kızarmanın oluşması için gereken minimum süre bize SPF değerini gösterir.
Basit bir örnekle açıklayalım. Güneş kremi uygulanmış cildin kızarması için gereken süre 300 saniye olsun. Güneş kremi olmadan bu süre 10 saniye olsun. 300 saniye/10 saniye hesabıyla SPF değeri 30 olarak belirlenebilir. Yani SPF 30 etiketli bir ürünle, ürün kullanmadığınız halinize göre 30 kat daha iyi korunduğunuzu düşünebilirsiniz. Mevcut Avusturalya düzenlemesinde SPF değeri 50+ olmak zorunda, yani 60’tan yüksek belirlenmek zorunda. Dolayısıyla bir firma güneş koruyucusunu Avusturalya’da satmak isterse SPF 50+ değerine ulaşmalı.

c- PA sınıflandırması
SPF sistemi, cilt yüzeyinde güneş yanığı oluşumuna karşı koruyucu kuvveti gösteriyor demiştik. Bir de PA++ şeklinde görebileceğiniz bir derecelendirme sistemi var. Peki bu nedir? PA değeri bir ürünün “Protection Grade of UVA”, yani UVA ışınına karşı koruyucu kuvvetini gösterir. UVA-Aging, DNA hasarları ve serbest radikal üretimlerini azaltarak yaşlanma ve cilt kanseri oluşumunu engellemeye destek olur.
PA derecelendirme sistemi ilk olarak Japonya’da ortaya çıkmıştır. + ve ++++ arasında düşük, orta, yüksek ve çok yüksek UVA korumasını gösterir. PA derecesini etikette belirtmek Avrupa regülasyonunda bir zorunluluk değildir, daha çok Uzakdoğu pazarında yer edinmiş güneş kremlerinde görebiliriz. PA derecesi yerine, UVA ya da “broad spectrum” ibaresi görmek de yeterlidir.
Toparlayacak olursak, UVA ve UVB ışınlarının ikisine birden koruması olan, geniş spektrumlu bir güneş kremi tercih etmek önemlidir. SPF ve PA değeri ne kadar yüksek olursa olsun güneş ışınları 100% engellenemez. Ve bu koruma değerleri ne kadar yüksek olursa olsun yeterli miktarda sürülmediği takdirde tam koruma sağlanamaz. Gerektiği gibi uygulanan bir SPF 30 güneş koruyucu, çok ince uygulanan bir SPF 50+ güneş koruyucudan daha iyi koruma sağlar.
Güneş kremi ne kadar uygulanmalıdır?
Uygulanması gereken ideal güneş kremi miktarı, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bildirisine göre 2 mg/cm2‘ye eşittir. Yani bir yetişkinin yüzüne uygulaması gereken miktar yaklaşık iki parmak olarak kabul edilebilir. Güneş kremini yeterli miktarda uygulamak çok çok önemlidir. Çalışmalar, yeterli miktarda uyguladığını düşünen kişilerin bile güneş koruyucularını gerekenin yarısı kadar uyguladığını göstermiştir. Bu da korumayı çok (SPF değerinin kökü kadar) azaltacaktır.

Güneş kremi ne kadar sıklıkta uygulanmalıdır?
Güneş kremleri üzerinde her iki saatte bir yenilenmesi gerektiği bilgisi vardır. Ancak bu, 08.00-17.00 saatleri arasında kapalı alanlarda çalışanlar ile araçta seyahat eden saha çalışanları için geçerli olamaz. Yapılan bazı araştırmalar, direkt güneşe çıkmadan 15-30 dk. önce güneş kremi yenilenmesini yeterli görmüştür. Zaten artık pek çok markanın kullandığı güneş filtreleri foto-stabil etkinlikte, yani ışığa maruz kaldığında etkinliğini yitirmiyor. Mineral güneş kremleri de yerinden oynamadığı sürece görevlerini yerine getirecek toz minerallerdir. Filtre farklılıkları hakkında detaylı bilgi vereceğim. Ancak sürekli güneş altında olunmadığı durumlarda, yeni nesil/mineral filtreli bir ürünün yalnızca güneşe çıkmadan önce sürülmesinin yeterli olduğunu düşünüyorum. Böylesi hem daha ekonomik olacaktır hem de cildin kimyasal ürüne maruz kalma süresini düşürecektir. Terleme, havluyla silme, yüzme, ıslak mendil kullanımı gibi kremin fiziksel olarak ciltten uzaklaştığı durumlarda aradan geçen süreyi dikkate almayıp, kremi yeniden uygulamak gerektiğini de unutmayalım.

Dr. Ecz. Gamze Yüksel kimdir?
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Farmasötik Toksikoloji alanında doktora eğitimi aldı. Kozmetik ürünlerin formülasyonları ve içerikleriyle ilgili nitelikli araştırmalar yapıyor. Bir yandan serbest eczacılıkla uğraşırken diğer yandan Instagram’da @sosyaleczaci hesabından cilt sağlığı ve dermokozmetikler hakkındaki uzmanlığını takipçileriyle paylaşıyor. Yüksel’le yaptığımız, dermokozmetik, sosyal medya ve eczacılık konulu röportajımız için tıklayın.
“Güneşten korunma” konulu yazı dizimizin yeni bölümlerini Farmazon Blog sayfalarından takip edebilirsiniz.
