“Kanıma seyahat virüsü girdi.”

5 dakikada oku

Eczacı, gezgin ve seyahat blogger’ı Melike Kutlay Cengiz’e hayran olmamak imkansız. Dokuz yıllık eczacı, 30’un üzerinde ülkede unutulmaz anılar biriktirmiş, blogu için aktif olarak içerik üretiyor, iki çocuk annesi ve hayal kurmaya bayılıyor!

Ecz. Melike Kutlay Cengiz gezgin bir eczacı ve deneyimli bir seyahat blogger’ı. Bir yandan Aydın / Söke’deki Yenikent Eczanesi’nde eczacılık yaparken bir yandan dünyayı geziyor, deneyimlerini de Ayağımızın Tozuyla adlı blogunda (www.ayagimintozuyla.net) ve Instagram hesabında (ayagimin_tozuyla) paylaşıyor. Altı yıl önce ilk okuyucularıyla buluşan Ayağımın Tozuyla, bugün Türkiye’nin en popüler seyahat bloglarından biri. En güzel seyahat rotalarını, eczacılıkla gezginliğin kesişme noktalarını ve Cengiz’in tüm bunlara nasıl vakit bulduğunu merak ediyorsanız, sizi böyle alalım.

Eczacı olmaya nasıl karar verdiniz?
Eczacılık, annemin mesleği. Annem de kendi amcasından özenerek seçmiş. Küçüklüğümden beri benim eczacı olmam hayal edilirdi ailede. İlk etapta Matematik Öğretmenliği kazanıp iki sene okudum, ama aklım Eczacılık’ta kaldı. Öğretmenliği yarım bıraktım ve tekrar sınava girerek Eczacılık’a girdim. 

Sadece eczacılar için değil, gezmek isteyen herkes için ilham kaynağısınız. Hangisi daha eski, gezme merakınız mı eczacılık mı? Birbirini ne ölçüde tetiklediler?
Gezme merakım da epey eski. İlkokuldayken bile hafta sonları hep bir şeyler yapalım isterdim; ya kitapçıya, ya pikniğe gidelim ama yeter ki evden çıkalım derdim. Zaten şimdi de amacım illa uzaklara gitmek değil. Yakınlarda da bana farklı tecrübeler yaşatacak aktiviteler yapmaya çalışıyorum, çünkü bunu hayatın tadını çıkarma biçimi olarak görüyorum. Hiçbir zaman “Eczacı olayım, bol bol gezerim.” diye bir düşüncem olmadı. Zaten hangi mesleği seçersem seçeyim geziyor olacaktım. Hatta gezmek için düşününce öğretmenliği bırakmamak daha iyi mi olurdu acaba? Eczacılık gezginliğimi tetikledi mi diye sorarsanız, evet derim. Çünkü mesleğe ilk başladığım yıllarda kredi kartları ile çok iyi mil birikiyordu ve bu mil puanlarla çok avantajlı uçak biletleri alıyordum. Bu şekilde başlayan maceram sonra bir alışkanlığa, yaşam tarzına dönüştü. Şu an kredi kartları pek mil vermiyor, ama biletlerimi parayla alıp gezmeye devam ediyorum. Seyahat virüsü girdi çünkü kanıma. 

Eczacılıkla ilgili içinizde ukde kalan veya başardığınız için sizi özellikle mutlu eden bir şey var mı?
Eczacılık fakültesini çok isteyerek kazandım. Okurken de her şeyi öğrenmek amaçlı çalıştım. Ezberim iyi, hevesim yüksek olduğu için okulu 1. olarak bitirdim. Bu benim eczacılık kariyerimdeki en büyük başarımdır. Sonrasında serbest eczane açmamla kendimi biraz daha rutine aldım diyebilirim. Şu an eczacılık kariyerimle ilgili fazla bir iddiam yok. Para kazanma amaçlı yaptığım bir iş neticede. Mesleğimi seviyorum, ama okur yazar ve gezgin kimliğim daha başarılı hissettiğim bir alan. 

Şu ana kadar kaç ülkeye seyahat ettiniz? Bu ülkeler arasında hangisi hayranlığınızı kazandı?
Şimdiye kadar otuzun üzerinde ülkeye seyahat ettim. Hepsinin yeri ayrıydı. En çok etkilendiğim seyahat tecrübelerimden şu örnekleri verebilirim: Hırvatistan’da sadece popüler yerlere değil, güneşin çok güzel battığını duyduğumuz için sırf güneşi batırmaya Zadar’a da uğradık. Kaliforniya’ya gitmişken “dünyanın en iyi araba yolculuğu rotalarından” olduğunu duyduğumuz Highway 1’ı kaçıramazdık, San Francisco’dan Los Angeles’a o yoldan gittik. Tayland’da gerçek yakamozu gördük. Yeni yıla Berlin’de girdik. Hem Noel pazarları hem de her saniyesinde havai fişek patlatılan yeni yıl gecesi bizim için farklı bir tecrübe oldu. Norveç’te buzulun yanına kısa kollu kıyafetle yaklaşmanın şaşkınlığını yaşadım. Maldivler’de bebek köpekbalıkları ile yüzdüm. Bunların her biri unutulmaz anılardı ve daha nicelerini yaşamak için heyecanlıyım. 

Sizin gibi gezmeye niyetlenen ama eczanesini bırakamayacağını düşünen bir eczacıya ne tavsiye edersiniz?
Eczanesini bırakamayan eczacılara tavsiyem, bir an önce eczanelerini 1-2 gün bırakabilecek bir düzen oluşturmaya çalışmaları. Tabii ki gezmek istiyorlarsa, öyle bir hevesleri varsa. Herkesin öncelikleri farklı. Ben tüm resmi tatilleri gezi olarak değerlendiriyorum. Bazılarını 1-2 gün ilave ederek uzatıyorum. Eczacılık yaptığım ilçede cumartesi günleri eczaneleri açmıyoruz ve ben 1 geceliğine dahi olsa bir yerlere gitmeye üşenmiyorum. Seyahatlerimde amacım sadece gezip tozmak yemek içmek değil; zihnimi ve bilgimi zenginleştirmek, hayat görüşümü değiştirmek. Yani her seyahat kendime bir yatırım. Kendime yatırım yapıyorum, evlere veya arabalara değil. Tabii bunlar hep değer yargısı. Ben kendim için böylesinin doğru olduğuna inanıyorum. Gayrimenkul yatırımı yapan meslektaşlarıma hiç sözüm yok. Yeter ki “Param yok gezemiyorum, zamanım yok, gezemiyorum.” demesinler. Çünkü bunlar hep yaratılabilen şeyler. Sonuçta insan geriye dönüp baktığında yaptığı şeylerden değil, yapmadığı veya yapamadığı şeylerden ötürü pişmanlık duyarmış. Bunu aklımızdan çıkarmadan, hayatı dolu dolu yaşamaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.

“İnsan geriye dönüp baktığında yaptığı şeylerden değil, yapmadığı veya yapamadığı şeylerden ötürü pişmanlık duyarmış.”

Yurt dışındaki eczaneleri ziyaret ettiğiniz oluyor mu?
Yurt dışında turistik yerlerde gezdiğim için gördüğüm eczaneler genelde bakımlı, kategorizasyonu düzgün eczaneler oluyor. Müze gibi geziyorum. 

Ailenizle seyahat ediyorsunuz. Seyahatlerinizde eczacılıktan gelen refleksleriniz oluyor mu?
Yurt dışında eczanelerin önünde fotoğraf çektirme tam bir mesleki refleks. Hatta Maldivler’de şöyle bir olay oldu, bizim otelin bulunduğu küçük adacıktan yerel halkın yaşadığı küçük adacığa bir tur düzenleniyordu. Otelden iki çift olarak bu tura katıldık. Yerel adada küçücük bir eczane vardı, eşim hemen benim fotoğrafımı çekti önünde. Bizimle gezen diğer çift de “Eczacı mısınız?” diye sordu. Meğer onlar da İsviçre’de eczacıymış ve bizim eczanenin önünde fotoğraf çektirmemizden meslektaş olduğumuzu anlamışlar. Gittiğim şehirde “eczane temalı” bir kafe veya restoran varsa mutlaka ziyaret ediyorum. Lizbon’da ve Berlin’de denk gelmiştik. 

Hastalarınız gezme merakınızı nasıl karşılıyor?
Hastalarım gezme merakımı biliyorlar, genelde iyi tepkiler alıyorum. Instagram’dan takip edenler var. Sayemde çok şey öğrendiklerini söylüyorlar, gittiğim yer hakkında yorumlar yapıyorlar. Ailelerine arkadaşlarına anlattıklarını söylüyorlar. Tepkilerden memnunum.

Rotanızı belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Rotalarımı belirlerken genelde tatilin süresine göre seçim yapıyorum. Ama bazen içinde olmak istediğim bir manzara fotoğrafı görüyorum ve oraya gitmek için zaman ve bilet kovalıyorum. Özellikle çocuklarım küçükken gitmek istediğim yerler var. Devamlı gezi odaklı araştırmalar yaptığım için her daim bir hedefim oluyor. 

“Blog yazarlığı benim için gezmekten de öte bir hobi. Duygu ve düşüncelerimi yazarak ifade etmeyi seviyorum. Ayağımın Tozuyla isimli blogum benim çocuğum gibi, iyi ki yazmışım.”

Blog yazarlığı, aktif sosyal medya hesapları, eczacılık, annelik… Zaman yönetiminizi nasıl geliştirdiniz?
İlk yazılarımı altı yıl önce sadece kendim için yazıyordum. Bir gün bir baktım ki, Samos’a gitmek isteyen herkes Google’da benim bloga tıklamaya başladı. Ardından Dubai ve New York yazılarımın çok yararlı bulunup okunmasıyla Türkiye’nin en popüler seyahat bloglarından biri haline geldim. Başlangıçta tek hedefim kendime fotoğraflı bir günlük tutmaktı. İşin buraya varması benim için sevindirici bir sürpriz oldu. Hiç ummadığım sayıda sadık takipçim oluştu ve altı yılın sonunda artık Türkiye’nin çeşitli yerlerinde gezerken durdurup “Aa siz Ayağımın Tozuyla’nın yazarı değil misiniz?” diyenler bile oluyor. İki çocuğum olmadan önce çok daha fazla içerik üretebiliyorken şu an ayda bir yazı yazabilirsem şükrediyorum. Onun yerine daha kısa içeriklerle Instagram’da yer alıyorum. ayagimin_tozuyla isimli hesabımda takipçilerimle bağlantı kurmaktan çok mutluluk duyuyorum. 

Gezilerimi bazen eczanede bazen telefonda bazen de çocuklar yatınca planlıyorum. Hayal kurmak benim için olmazsa olmaz, boş kaldıkça kendimi bir yerlerde hayal ediyorum. Bazen instagram içeriklerini beynimde hazırlıyor, boş kalınca yazıya döküyorum. Eczanemle evim altlı üstlü, o yüzden yolda zaman kaybetmiyorum. Eşim de çok yardımcı ve destek. Dizi izlemiyoruz, biraz boş zamanımız oluşursa yazı yazıyor veya araştırma yapıyoruz.

Bir kitabın hazırlığı içinde olduğunuzu duyduk, bu konuda hangi aşamadasınız?
Kitap yazmak istiyorum, ama daha o noktaya gelmedim sanırım. Esas isteğim çocuklarımın gezdiği yerleri anlatan bir çocuk kitabı hazırlamak. Onlara çok iyi bir hatıra bırakmış olacağım böylece. 


“Hayat hiç de kısa değil. Bazen bir gün o…

Tek başına Türkiye'nin eczacılık tarihini sırtında taşıyan Ecz. Melih Ziya Sezer'le bir öğle vakti zihnimize kazınan bir zaman yolculuğundan notlar...
selinfmz
9 dakikada oku

“Eczanede tek başına çalışırken içerik üretmek mümkün değil.”

Instagram’da “Sosyal Eczacı” kullanıcı adıyla tanınan Dr. Ecz. Gamze Aydoğan Yüksel ile sosyal medya, dermokozmetik ve eczacılık üzerine...
selinfmz
9 dakikada oku

“Geldi, bize güzel şeyler yaşattı ve gitti…”

Ecz. Banu Cengiz'in o ince ruhlu hayvanseverliğini biz bilirdik, ama bir süredir dünya da biliyor.
selinfmz
6 dakikada oku

Bir yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.