“Geldi, bize güzel şeyler yaşattı ve gitti…”

6 dakikada oku

Ecz. Banu Cengiz’in o ince ruhlu hayvanseverliğini biz bilirdik, ama bir süredir dünya da biliyor. Pandemiden aylar önce, eczanesine gelen yaralı köpeğe yardım ettiği videoyu konuşmak için kapısını çalmış, en çok Dorothy’i konuşmuş, sohbetimizden çok mutlu ayrılmıştık. Bugün hayatta olmayan güzeller güzeli köpeği Dorothy’nin anısına…

Ecz. Banu Cengiz’le pandemiden aylar önce güzel bir sonbahar günü bir araya gelmiş, eczanesine gelen yaralı köpeği tedavi ettiği videonun nasıl bu kadar popüler olduğunu konuşmuş, güzel köpeği Dorothy ile tanışmış, eczacılığı hayvansever bir eczacının gözünden tanıma fırsatı bulmuştuk. Banu Hanım, sevgili Dorothy’i ne yazık ki kısa süre önce kaybetti, ama bu güzel anının onu gülümseteceğini umuyoruz. 

Eczanenize gelen yaralı köpeğe tedavi ettiğiniz videonun ünü ülke sınırlarını aşmış, haber bültenlerine bile konu olmuştu. O günün hikayesini sizden dinlemeyi çok isteriz. Ek olarak, bu videounun popülerliği hayvan haklarıyla ilgili mücadeleniz için bir farkındalık yarattı mı, onu da merak ediyoruz.
Bir farkındalık yarattığını düşünüyorum. Çok olumlu tepkiler aldım. O kadar çok insan bana mesaj atıp teşekkür etti ki. Hastalarımın çocukları “Biz de senin gibi sokak köpeklerini beslemek için mama aldık.” diyerek geliyordu. Galiba bu kötü zamanlarda insanların içlerini ısıtacak haberlere ihtiyaçları vardı. Nasıl bu kadar yayıldı, bilmiyorum, ama insanların kalbine dokundu herhalde. Kapımızın önünde hep mamamız suyumuz olur. Gelirler, açık büfe yiyip içerler. Ama bu hayvanı daha önce hiç görmedim. Ertesi gün çok aradım, bulamadım. Galiba bu köpeğin böyle bir görevi vardı. Geldi, bize güzel şeyler yaşattı ve gitti.

Bu ülkede hayvanlara dair yapmak isteyip de yapamadığınız neler var?
İnsanların bile birçok şeyden mahrum edildiği bir ülkedeyiz. Hayvanlar için bir şeyler istemek lüks mü? Hayır, değil. Hayvan hakları diye bir şey yok. Bir hayvana şiddet uygulamanın hiçbir şekilde cezası yok. Şiddet uyguladığınızda parasını veriyorsunuz ve sicilinize işlenmiyor. “Kabahat” sayılıyor sadece. Hayvan sevgisi aileden gelmeli. Çocuklarını “Köpek ısırır, kedi tırmalar” diye büyüten insanlar var. Oysa çocukları sevgiyle büyütmeli. Okullarda da bunun dersi olmalı. 

Bu eczane hayvanların uğrak noktası gibi görünüyor.
Evet, kapının önünde daima bir şeyler olur. Bir gece nöbette bir kedicik geldi. Oturdu bir köşede. Birkaç dakika sonra bir kirpi geldi. Bir süre yüzüme baktılar. Sonra yemeklerini yediler. Enteresan bir çekim var galiba. 

Diğer eczanelerin de hayvanlarla içli dışlı olmaları için bir şeyler yapıyor musunuz?
Çok tatlı, hayvansever meslektaşlarım var. Onlar da bunu yapıyor. Ara ara toplaşıp ihtiyacı olan yerlere mama yardımı yapıyoruz. Dorothy’nin böyle bir sosyal sorumluluğu da vardır mesela. Ufak Tefek Cinayetler adlı dizide üç bölüm oynadı. Daha sonra bir reklam filminde oynadı. Her seferinde dedik ki, “Emeğimizin karşılığı olarak para değil mama istiyoruz.” Bütün eczacıların önünde bir kap mama-su olsun, çok isterim. Sevmeyenler ya da korkanlar da vardır mutlaka. Ama bizler işimizi sevgiyle yapmak zorundayız ve insan ile hayvan sevgisini ayıramazsınız.

Sosyal medyanın en popüler eczacılarından birisiniz. Sadece bu videoyla ya da hayvanseverliğinizle ilgili değil, bize kalırsa. Hesaplarınıza yaşam enerjiniz de yansıyor. Takipçileriniz eczanenize geliyor mu?
Hiç tanımadığım insanlar gelip beni buluyor. Sadece tanışmaya gelenler var. Biz hayvanı da insanı da ayırmıyoruz. Nasıl parkta düşen küçük bir çocuk “Banu abla, dizime bir şey sürer misin?” diye bana geliyorsa, bir hayvan da yarasını göstermek için kapımı çalabilir. İkisini de geri çevirmem. 

Hayvanları ne şekilde beslememiz gerektiğini de pek bilmiyoruz. O konuda doğruları ve yanlışları konuşabilir miyiz?
Tabii ki. Mesela biz etçil olan martıları karbonhidratla besliyoruz. Yakında metabolizmaları değişecek. Hayvanlara balıkların artıklarını ve tavuk kemiklerini vermeye yatkınız ya da süt veririz. Bunlar hayvanların sindirim sistemlerini bozar. Sütü sulandırarak vermek lazım. Kemik vermek hiç doğru değil. Artık vermeyi seviyoruz, ama o artığın ne olduğu çok önemli. Yemediğimiz, temiz besinleri ayırmalıyız.

Hayvanlara yardım etmek isteyen ama nereye başvuracağını bilemeyen birini nasıl yönlendirirsiniz?
Aslında çok özel bir şey yapmaya gerek yok. Yaralı bir hayvan görürlerse belediyelerle iletişim kurabilirler. Belediyeler sokak kedilerini ücretsiz kısırlaştırma hizmeti de veriyor. Randevu alıp götürüyorsunuz. Mutlaka bir derneğe katkıda bulunmaya gerek yok. Bireysel olarak hayvanları besleyebilir ya da yardımcı olduğunu bildikleri insanlara ulaşabilirler. Bizim mahallede bu kişi benim. Çocuklar ellerinde kediyle köpekle gelir, “Banu abla, bu hayvana bir şey olmuş.” diye. Elbette veteriner değilim, veteriner hekimlerin alanına asla el uzatmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Eczaneme giren köpekle ilgili şöyle bir tepki almıştım: “Neden o köpeği tedavi etmeye çalışmak yerine bir veteriner hekime göndermediniz?” dediler. Çok enteresan, ama bu tepkiyi veteriner hekimlerden aldım. Ben orada köpeği tedavi etmedim. Durumu, parkta düşen çocuktan farksızdı. Basit bir müdahaleydi. 22 yıldır hayvanlarla beraberim. Hangi durumda veterinere götürülmesi gerektiğini zaten biliyorum.

Dorothy’le yolunuz nasıl kesişti?
10 yıl önceydi. O zamanlar bir köpeğim daha vardı, 18 yaşındaydı. Artık yatalaktı, yürüyemiyordu. Bir gün onu dışarı çıkarmıştım. Dışarıda Dorothy’i gördüm. “Sen ne güzel bir kızsın.” dedim ona. Çöpten ne bulurum diye bakınıyordu. Yemek getirdim ona. İyi huylu bir hayvan olduğu belliydi, gözleriyle yardıma ihtiyacı olduğunu anlattı bana. Yoksa sokakta her gördüğüm hayvanı alıp eve getirmiyorum. “Gel bakalım.” dedim. Çekingence oturdu bir kenarda. Böyle girdi hayatıma, bir daha da çıkmadı. Sahibini çok aradım, bulamadım. Sonra sahiplendirmek istedim, o dönem avcılar istedi. Avcılığı hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Vermedim. 

Dorothy’nin oyunculuk kariyerinden bahsettik, diziye girişi nasıl oldu?
Dorothy bir av köpeği olduğu için tasmayla gezmiyordu. Ben de bir köpek eğitmeniyle anlaşmıştım. Fakat onun içgüdüleri ve benim de öğrendiklerimi tekrarlayamamam sonucu, Dorothy hala tasmasız geziyor. O işi öğrenemedik. Diğer yandan iyi bir köpek eğitmeni arkadaşım oldu. Bu tarz işlerle uğraşıyordu, Dorothy’i seçtiler. Dorothy sokak hayvanını oynadı. Kolay bir rolü vardı, çünkü yemeyi çok seviyor. (Kahkahalar) Çoğu yerde onu benden daha iyi tanıyorlar. Geçenlerde restoranın kapısında bekliyoruz. “Bizim için yeriniz var mı?” diye soracaktım. Köpekliler, dördüncü sınıf insanlardır. Her yere giremezler. Kapıdaki arkadaş Dorothy’i görünce “Aa, Dorothy! Tabii ki, senin için her zaman yerimiz var!” dedi ve bizi aldı. Çok bozuldum. (Kahkahalar)

Kaç yıllık eczacısınız?
1994 mezunuyum. Bu eczane 2007’de açıldı.

Eczacı olmaya nasıl karar verdiniz?
90’larda eczacılık çok popüler bir meslekti. Bugüne göre çok daha saygındı ve prestijliydi doğrusu. Ailemin yönlendirmesi de oldu. Gerçi hep veteriner olmak istedim, ama üniversitede gereksizce fazla puan aldım. Bizim zamanımızda puanın neyse, en yüksekten başlayarak bütün bölümleri alt alta yazardın. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni kazandım ama biraz buruk kazandım. Veterinerlik hep içimde kaldı. Veteriner hekimlere çok ayrı bir saygı duyarım. Eczacılığın insan sağlığıyla ve sevgisiyle alakalı kısmı benim için öncelikli. Ama ticaretle ilgili kısmını hiçbir zaman beceremedim, pek de sevmiyorum. Kendini anca döndürebilen bir eczacı oldum. Okulda ticaretten hiç bahsedilmiyor. Eczanemi ilk açtığımda çek kesmem gerekiyordu. Çek defterini elime aldım, öyle bakıyorum. Tahsilatçı, “Eczacı hanım, ben size öğreteyim.” dedi ve öğretti. Hiç unutmuyorum. Şimdiki çocuklar daha şanslı galiba. 

Geçmişte örnek aldığınız bir eczacı tanıdığınız var mıydı?
Karagümrük’te çok tatlı bir eczacımız vardı. “Melahat teyze!” diye ona koşardık. Onun pozisyonunu çok severdim. Eczacılık’ı kazandığımda koşa koşa gidip ona haber vermiştim. “Ben de sizin gibi eczacı oldum!” diye. Ama onlar başka türlü eczacıydı. Eczaneye girdiğinizde ilaç kokusu karşılardı sizi. O sevecen, anaç, insanları hiç kırmayan eczacı teyzemizin üzerimde etkisi olduğunu düşünüyorum. Ama ben o “teyze” kısmını hiç sevmiyorum. (Kahkahalar) Buraya gelen herkes en kötü ihtimalle “Banu abla” der. 

Eczacılığın saygınlığını yitirmeye başladığını mı düşünüyorsunuz? 
Kesinlikle. Sadece eczacılık değil, sağlık alanındaki bütün mesleklere farklı bakılıyor artık. “Senin paranı ben veriyorum” yaklaşımı hakim. Elbette hizmet etmek için varız, ama ben size nasıl saygılı davranıyorsam sizden de o saygıyı bekliyorum. Bazı duyguları öldürdük galiba. Her şeyi tüketmeye yöneldik.

Eczacı anne olmakla ilgili neler söylersiniz?
Doğum iznimiz yok, mesul müdür tutmadığınız sürece bir yere gidemezsiniz. Karşılayabilir misiniz, bunu sorgulayan yok. Ben çocuğumu hep eczanede büyüttüm ve bebeğim iki aylık olduktan sonra eczaneye döndüm. Annem bebeği getiriyordu, burada emziriyordum. 1,5 yaşına kadar. Ondan sonra da pusetiyle filan eczanenin arkasında büyüdü. Bir gün okuldan çıkmıştı, her zamanki gibi buraya geldi. “Ben artık eczanede senin işin bitene kadar beklemek istemiyorum.” dedi. “Hayatım burada geçti, başka çocuklar evlerine gidiyor, kapıyı anneleri açıyor.” Hak verdim ona. Diğer yandan, onun olgunlaşmasına katkısı oldu bence. Ben de çalışan bir annenin çocuğuydum, çalışan anne yolu gözlemek içimde bir sızıdır. Ama sonra fark ettim ki, ben de öyle olgunlaştım. 10 senedir oğlumla ikimiz yaşıyoruz, bu hayatta tek başınayız. Birlikte olgunlaştık. Güçlü bir kadın olduğumu düşünüyorum, bunun sebebi de çalışan bir anneyi örnek almam. 

Eczane dışında kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Hayır! (Kahkahalar) Sabah 08.30’dan akşam 19.00’a kadar birebir işinin başında olan bir eczacıyım. Pazar günleri kendime ne kadar vakit ayırabilirsem o kadar. 

“Hayat hiç de kısa değil. Bazen bir gün o…

Tek başına Türkiye'nin eczacılık tarihini sırtında taşıyan Ecz. Melih Ziya Sezer'le bir öğle vakti zihnimize kazınan bir zaman yolculuğundan notlar...
selinfmz
9 dakikada oku

“Eczanede tek başına çalışırken içerik üretmek mümkün değil.”

Instagram’da “Sosyal Eczacı” kullanıcı adıyla tanınan Dr. Ecz. Gamze Aydoğan Yüksel ile sosyal medya, dermokozmetik ve eczacılık üzerine...
selinfmz
9 dakikada oku

Ecz. M. Serkan Öztürk’ten vitaminler üzerine notlar…

Amerika'da eczacılık yapan ve vitaminlerle ilgili bir kitap yazan Ecz. M. Serkan Öztürk, konuyla ilgili notlarını Farmazonlu eczacılarla paylaşıyor.
selinfmz
2 dakikada oku

Bir yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.